Esengül’ün Mektubu (Vehbi VAKKASOĞLU)


Sevgili Hocam, Sizin güzel izahlarınıza hep sorularla, şüphe dolu sorularla karşılık veriyoruz.Ne olur bana kızmayın, kırılmayın.. Ben, aslında inanmak istiyorum. İnanıp da kurtulmak istiyorum. İnanmadan huzur bulamayacağımı çok iyi biliyorum.
İnancın içimde bir gül gibi açıldığı zamanlar olmuyor değil. O anlar benim en mutlu anlarımdır. Bu güzel mutluluğu size borçlu olduğumun da farkındayım.
Fakat ya o sorular, ya o şüphe dolu sorular da ne oluyor diyeceksiniz? Siteminizde, hattâ kızmanızda haksız de değilsiniz. Ancak, şunu bilmenizi isterim ki, sizin içimde kurduğunuz inanç dünyasını bombardıman eden, yıkıp mahveden te’sirlerden henüz kurtulabilmiş değilim. En başta âilem, bana, “Gençliğini yaşa, bu bilgiler, bu fikir ve inançlar, seni yaşama sevincinden koparacak” diyorlar.. Arkadaşlarım, “Ölüm ve âhiret kokuyorsun” diyorlar... Okuduğum kitaplar, seyrettiğim filmler Allah’tan değil, tabiattan; imandan değil, maddeden; Hz. Adem’den değil, evrimden, maymundan bahsediyor.
Değerli Hocam, sizin âdeta çırpınırcasına olanca şefkatinizle anlattığınız konular bizi kurtarmak içindir, biliyorum. Ama şunu da biliyorum ki, yaptıklarınızı yıkmaya çalışanlar, bozmaya uğraşanlar var. Hem de pek çok ve kalabalıklar... Hem de müthiş bir teşkilât halindeler, sanıyorum.
Bütün bunlara karşı direnebilmemiz, iman ve İslâm’ın yanında olabilmemiz ne kadar zor, takdir edersiniz... Üstelik ben bir genç kızım artık... Bunun da ayrıca bir başka zorluk sebebi olduğunu sanırım kabûl edersiniz. Ama bütün bu zorluklara karşı size bakarak direncim artıyor, kendimi güçlü hissediyorum. Peygamberimiz bir tek kişi olarak başladı İslâm’ı yaymaya demiştiniz, bunu hiç unutmuyorum. Ve üstelik ben bir tek kişi değilim.
Ayrıca, size bakıyorum. O kadar rahat ve sevinçli ders anlatıyorsunuz ki, sanki bütün dünya âlem sizin gibi düşünüyor, herkes sizi destekliyor. Bu da hoşuma gidiyor ve herhalde imanın gücü diyorum. Çünkü böyle bir moralle bizleri kurtarmaya çalışıyorsunuz. İyi ve mükemmel birer Müslüman olmamızı istiyorsunuz. Bu yüce ve kutsal çabanızı takdir etmemek, duygularınıza katılmamak mümkün mü? Emin olunuz ki, bâzı geceler sabahlara kadar uyuyamıyorum ve devamlı sizinle konuşuyorum. Size derste sorup söyleyemediklerimi söylüyor, içimi açıyor, derdimi döküyorum... Niçin size?
Çünkü, hiçbir ardniyet beslemeden, gizli hesap yapmadan siz yaklaşıyorsunuz bana. Sizde ana-babamın yakınlığını buluyorum. Kimbilir kaç gece sabahladım sizinle konuşarak... Ve kimbilir kaç gecem hıçkırıklarla düğümlendi, gözyaşlarıyla son buldu... Fakat bu hıçkırıklar ve gözyaşları benim mutluluğumdu ve derslerimin, bunalımlarımın bitmesiydi.
... Sizden, derslerinizden, güzel öğütlerinizden nasıl kopacağım, nasıl ayrılacağım?.. Bu ayrılışın düşüncesi bile ne kadar dayanılmaz? Keşke okulumuz üç yıl değil, altı yıl olsa ve keşke hiç bitmese...
Fakat, sevgili Hocam, ayrılacağımız şu günde size söz veriyorum ki, öğrettiklerinizi unutmayacağım. Zaten onlar özel bir defterde cümle cümle not edildi. Ve o kadar okundu, anlatıldı ki... Birçoğu ezberimdedir. Ve yine söz veriyorum ki, o güzel ölçüleri, prensipleri yaşamaya, uygulamaya çalışacağım.
Sevgili Hocam, emeklerinizin boşa gitmediğine inanmanızı isterim. Benim gibi düşünen çok öğrenciniz olduğunu da biliniz ki, bizden sonrakilere de aynı şevkle güzel gerçekleri anlatınız.
Değerli Hocam, size ve anlattıklarınıza lâyık olabilmemiz için bize dua ediniz. Hakkınızı helâl ediniz. Bütün bu duygularımı size sözlü olarak ifade edebilmeyi ne kadar isterdim. Ama bu o kadar imkansız bir şey ki... Bu perişan sayfaları bile ne kadar zor yazdığımı bilemezsiniz. Üstelik gözyaşlarımı ve hıçkırıklarımı tutabilmek büsbütün imkânsız...
***
Herkesin uykuya daldığı bu sessiz, bu güzel yaz gecesinde bile, söylemek istediklerimin ne kadar azını, ne kadar yetersiz yazabildim. Halbuki başlarken neler neler yazacakdım. İstiyordum ki sözlerim sizin güzel ve doyumsuz üslûbunuza benzesin. Ama sizin için ne kadar az ve ne kadar yetersizdir bu satırlar, biliyorum. Ama, inanıyorum ki, siz, o engin hoşgörünüzle beni anlayacak ve bu perişan ifadelerimi kabul edeceksiniz.
Sözlerimi bitirirken, tekrar en derin saygılarımı sunar, ellerinizden öperim benim sevgili Hocam...
Size hiç lâyık olmayan öğrenciniz ESENGÜL...


Yorum ekleyebilmeniz için üye olmanız gerekmektedir. Üyelik için tıklayın... Eğer üye iseniz aşağıdan giriş yapabilirsiniz.
Üye Girişi 
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Şifremi Unuttum!
Beni bu bilgisayarda hatırla
Henüz eklenmiş bir yorum bulumamadı!
Anasayfa | Hakkımızda | İletişim
Feyyaz Grup