HerCocuk.org | Toplumsal dayanışmada Ramazan\'ın önemi

Şuan buradayım: Ana Sayfa |  
 | 
Ödev Defteri

Toplumsal dayanışmada Ramazan'ın önemi


 

Ramazan ayında, bütün insanlığa hidayet kaynağı olan, doğruyu eğriden, hakkı batıldan ayıran Kur’ân-ı Kerim indirilmiştir. Oruç bu ayda farz kılınmıştır. Bu ayda oruç tutmak, sadece ibadet ve nefsi terbiye etmek için değil, aynı zamanda Ramazan ayında vahyedilmeye başlayan Kur’ân’ın indirilişi sebebiyle Allah’a şükretmek içindir.

 

Oruç başta olmak üzere her türlü ibadetin, insanlara yapılan yardımların ve hayır-hasenât faaliyetlerinin sevap ve netice bakımından daha değerli ve verimli kılındığı bu ayı, sosyal dayanışma açısından verimli bir şekilde geçirmek büyük önem taşımaktadır.

 

Allah Teâlâ’nın medhine lâyık olan bir ayın içerisinde bulunmaktayız. Kur’ân-ı Kerim’de bu aydan başka Allah Teâlâ’nın övgüsüne mazhar olmuş ve ismi açıkça ifade edilen bir ay yoktur. Bu ay, inananların hasat zamanı, Allah’a kulluk edenlerin kazanç kapısı ve hayırda yarışanların müsabaka ayıdır.

 

Şefkat ve merhameti sönmemiş, ya da külün altındaki köz gibi ılık bir esinti bekleyen zenginler, mülk ve makam sahipleri, Ramazan ayının verdiği heyecan ve coşku ile fakirlere, öksüzlere, muhtaçlara yardım etmekte ve onların ıstıraplarını dindirmekte ve yaralarını sarmaktadırlar. Böyle faaliyetler, toplumun dengesini, huzur ve istikrarını sağlamaktadır. Ramazanı sadece bu yönüyle değerlendirdiğimizde bu ayın, istikrarı, barışı ve birliği temin eden önemli bir zaman dilimi olduğunu kolayca anlamış oluruz.

 

Fakirlik, yoksulluk ve şiddetli geçim sıkıntıları, toplumu kemiren bir virüstür. Sosyal patlamaların, dalgalanmaların en önemli sebepleri arasında fakirlik meselesi gelmektedir. Yoksulluk sorunu ciddiye alınması gereken bir hadisedir. Zenginler ayrı bir dünyada yaşayarak topluma olan görevlerini yapmazlar, fakir ve yoksulları ihmal ederlerse o toplumda huzur ve barışı sağlamak oldukça zordur.

 

Ramazan ayı, zenginlerle fakirleri kucaklaştıran, yardımlaşma ruhunu canlı tutan, paylaşma bilincini geliştiren ve katılım azmini kuvvetlendiren bir aydır. Bu mübarek ayda daha yoğun ve disiplinli olarak gelişen sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın itici gücü ile fakir ve muhtaçların neşeleri artmakta, ikram edilen iftar yemekleri ile moralleri düzelmekte, yapılan infaklarla yüzleri gülmekte, kendilerine gösterilen ihtimamla insan olmanın izzetini yaşamaktadırlar.

 

Ramazan ayında “Bir oruçluya iftar yemeği veren kimseye, oruç tutan kimse kadar sevap yazılır. Oruç tutan kimsenin sevabından hiçbir şey eksilmez”hadisinde belirtilen ecir ve mükafata nail olabilmek için her Müslüman, kendi çapında bir yarışın, koşunun, faaliyetin ve aksiyonun içerisinde yerini almaktadır.

 

Hz. Peygamber Sa’d b. Muaz’ın yanında iftarını açınca şöyle dua eder: “Yanınızda oruçlular iftar açsın, yemeğinizi iyi kimseler yesin, melekler size dua etsin.”Bu teşvik edici ve feyizli duanın bereketine erişebilmek için, oruçlu bir kimseye, fakire, yoksula, öksüze, yetime, talebeye ve dula iftar yemeği vermeye çalışan, çeşitli yiyecek ve içecek ikramında bulunan mü’minler, sosyal dayanışmanın ve yardımlaşmanın çarkını döndürmekte, toplumsal barışa ve huzura önemli katkı sağlamaktadırlar. Bu yönüyle Ramazan’ı değerlendirdiğimizde, bu ayın rahmet ve bağışlanma ayı olmasının yanında , barış ve istikrarın sağlanmasında büyük etkiye sahip olduğunu görürüz.

 

Sosyal dayanışmanın temel unsuru insandır. İnsanın, dinini, canını, malını, namusunu, nesebini muhafaza edebilmesi de toplumsal dayanışma ile mümkündür. Toplumsal dayanışma insan için zaruri bir ihtiyaçtır. Toplumsal dayanışma olmadan, insanın kainat içerisindeki varlığını koruması, varlıklar alemindeki rolünü hakkıyla icra etmesi oldukça zor hatta mümkün değildir. Dayanışma, toplumsal hayatın en önemli faktörüdür. Dayanışma sayesinde bireyler, aileler, akrabalar, komşular, dostlar ve insanlar birbirlerini sever ve sayarlar. Kişisel ve toplumsal meselelerin çözümü, ancak sosyal dayanışmanın oluşturduğu güç ve destekle sağlanır. Bu güçle insanlar, moral kazanır, hayatın anlamını kavrar ve başkalarına değer verir. İşte Ramazan, bütün bunları sağlayan, hazırlayan ve olgunlaştıran bir aydır. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma ruhunun doruğa ulaştığı bu ayda, insanlar daha fazla birbirini sevmekte, ve saymaktadır. Ramazan ayının maddi ve manevî iklimi sayesinde insanlar daha fazla birbiriyle kaynaşmakta ve anlaşmaktadır. Çünkü sosyal dayanışma olmadan toplumların, milletlerin ve daha genel bir ifade ile insanların birbiri ile ünsiyet kurmaları mümkün değildir.

 

Kur’ân, sosyal dayanışmanın omurgasını oluşturan “infak” kavramını anlatırken mü’minlerin şu özelliklerinden bahseder: “O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için infak ederler (harcarlar), öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”3

 

Kur’ân, mü’minlere bollukta, darlıkta, varlıkta, yoklukta, zenginlikte, fakirlikte, sevinç ve keder halinde ve kısaca her durumda Allah yolunda harcamayı öğretir ve aşılar. Ramazanda vahyedilmeye başlanan Kur’ân, indirilmeye başlandığı bu ayı, sosyal dayanışma ve yardımlaşma ruhu ile öyle canlı tutar ki, bu ayın rahmet esintisinden neredeyse istifade etmeyen kalmaz.

 

“Mallarını Allah yolunda harcayanların (infak edenlerin) durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah’ın lütfu geniştir. O, herşeyi bilir.” âyetinde açıklanan gerçekler, sosyal dayanışmanın ve yardımlaşmanın sürükleyici sebebini ortaya koymaktadır. Mü’minler, bu âyette belirtilen tebrik ve müjde karşısında, bütün şartlarını zorlayarak sosyal dayanışmanın bir neferi ve üyesi olmanın gayret ve çabası içerisinde bulunmaktadırlar. Hatta himmete, yardıma muhtaç olanlar bile Ramazan ayında bir çoşkuyla verebilmenin hazzını, ikramda bulunmanın zevkini takatleri ölçüsünde yaşamaya özenirler. Ramazan ayının diriltici ve uyarıcı nefesi, inanan herkesi hareketlendirmekte, varlıklı olan ve olmayan her ferdi sosyal dayanışma alanına çekmektedir.

 

Müslümanlar arasında sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın temel referansını şu âyetler ne güzel açıklamaktadır: “Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakın olan bir yetimi ve aç bir yoksulu doyurmaktır.”

 

“Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.” “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir.” İmkanı olan ve olmayan bütün mü’minler, Ramazan ayında bu âyetlerde belirtilen mesajlar doğrultusunda  hiç olmazsa bir yudum suyunu, bir dilim ekmeğini, bir kaşık çorbasını paylaşmanın yarışına girmektedirler. “Başın gözün sadakasıdır” diyerek, kendileri yardıma muhtaç olmalarına rağmen fakir kimselerin bile fıtır sadakasını vermeye gayret etmeleri, bunun canlı bir örneğidir.

 

Hz. Peygamberimiz, yetime sahip çıkılmasını istemiş, yetimi himaye eden kimse ile cennette komşu olacağını va’d etmiştir. Yetimi gözeten kimse ile “Ben cennette şunlar gibiyiz” müjdesini vermiştir. Hadisi rivayet eden Malik (r.a), şahadet parmağı ile orta parmağa işaret etmiştir.8 Bu hadisten yetimi koruyan kimsenin cennette Hz. Peygamberle komşu olacağı anlaşılmaktadır.

 

Hz. Peygamber “Dul ve yoksul için çalışan kimse , Allah yolunda cihad eden gibidir.”buyurarak yoksulu ve dulu koruyan, onlara destek olan, onları barındıran kimseleri, Allah yolunda cihad edenlere benzetmiştir. Allah yolunda kanını akıtan, canını ve servetini feda eden bir kimsenin gayret ve çabası ile dul ve yoksula bakanın gayret ve çabasının eşit olması, sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın çok önemli ve şerefli bir faaliyet olduğunu göstermektedir.

 

“Komşusu açken kişi tok olamaz.” Komşusu aç olan kimse tok gezemez, yatamaz, uyuyamaz, rahat edemez, mutlu olamaz yani, olmamalıdır. Hadisi şerifin ortaya koyduğu bu ilke, toplum barışı sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

 

Ramazan ayında, sosyal dayanışmanın dal budak salarak fakire, yetime, yoksula ve muhtaç olan kimselere uzanmasında bu anlayışın rolü büyüktür. Rahmet kitabı olan Kur’ân’ın indirildiği bu ay, inananların gönlünde öyle bir coşku ve heyecan oluşturuyor ki, tabiri caizse toplum ve toplumu oluşturan bireyler kendini buluyor, imanın lezzetini tadıyor, huzurun tadına varıyor. Onun rahmet damlalarının değmediği, çiğinin ferahlatmadığı kim var ki... Bilmem bu aya, öksüzlerin, yetimlerin, gariplerin, kolu kanadı kırıkların, güçsüzlerin, yoksulların rahat bulduğu bir ay demek caiz olur mu?

 

altınoluk

Yazdır Arkadaşına gönder
Okunma : 4980
 

2018 © HerCocuk.org | Hakkımızda | İletişim | Yardım

Bu site Kaliteweb Web Hosting sunucularında barındırılmaktadır. Kiralık sunucu hizmeti Sunucuturkiye tarafından sağlanmaktadır.